Just another www . weblog . ro weblog

Archive for Iunie, 2009


SOSYAL DEVLET-MİLLİ DEVLET

 

Prof. Dr. Haydar Baş
"İktisat teorisi, istatistik, matematik ve enformasyonun gerçek sentezi olan çalışmasıyla Profesör Haydar Baş’a da bir Nobel ödülü gerekecektir. Bunda milli sistemi ve modeli mühim rol oynayacaktır."

Prof.Dr. Goulnur BALTONOVA
Kazan Devlet Üniversitesi
Yeni bir iktisadi model: Milli Ekonomi Modeli
Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi; ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülüdür. Bu yönüyle Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.

Sosyal Devlet Milli Devlet
Eseri okumak için : Milli Ekonomi Modeli tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
 
Sosyal Devlet / Milli Devlet’in "vatandaşlık maaşı projesi" başta olmak üzere ve Sosyal Devlet projeleriyle bizim yapmak istediğimiz, "millet için devlet" anlayışının yeniden hayata geçirilmesidir.
Milli Devleti, diğer sistemlerle kıyaslanamayacak kadar farklı bir noktaya taşıyan, tezin gayesine ve merkezine insanın konulmasıdır. Bu tez, Türk medeniyetinin bütün insanlığa hediyesidir.
Sosyal Devlet Milli Devlet
Eseri okumak için : Sosyal Devlet Milli Devlet tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.                                        TUNALIM…


 - The best bloopers are a click away

  • Share/Bookmark

EKONOMİK İDEOLOJİ

Her felâketin, her belânın terbiye edici, düşündürücü, yeni ufuklar açıcı bir tarafı bulunabilir. Küresel ekonomik krizde de böyle olmuştur. Bu kriz olmasaydı, birçok kimse liberalizmi, daha geniş anlamda Batılı ekonomik modelleri tartışmayacaktı. Nitekim tartışmıyorlardı. Temelleri sakat, kuralları tutarsız, birçok sorun karşısında çözümsüz ve çaresiz kalan bu modeller, kesin doğrular gibi kabul görüyorlardı. Şimdi ise sadece Batılı ekonomi modelleri değil, topyekün Batı medeniyeti tartışılıyor. Tartışanlar arasında o medeniyetin asıl sahipleri de var. İşte, işin ilginç ve önemli yanı burası. Küresel kriz sebebiyle Batılı ekonomistler, yazarlar, siyaset, bilim ve işadamları fikir beyan ettiler, halen  de ediyorlar.
Beyan edilen fikirler içerisinde en dikkat çekici ünlü milyarder James Goldsmith’inki oldu. Goldsmith şöyle diyor: “Tamamen değişen şartlara rağmen benimsemiş olduğu ekonomik ideolojinin geçerliliğini sorgulamayan medeniyetin kendi kendini yok etmesini seyretmek, ne kadar da şaşırtıcı bir şey”. Demek ki, bugüne kadar Batıda uygulanan ve dünyaya dayatılan ekonomi modelleri bilimsel ve evrensel gerçekler değilmiş, ekonomik ideolojilermiş. Dahası, Batı medeniyeti bunların üzerine bina edilmiş. Eğer bunlar çökerse –ki çöküyor- o zaman Batı medeniyeti de çökecektir. Burada akla şu soru gelebilir: “Peki, ideolojiler bilimsel ve evrensel değil mi?”. Hemen cevap verelim. Değil, ideolojiler, Batı dünyasında belli bir sınıfın, özellikle de egemen, sömürücü sınıfın gerçeğidir. Bu anlaşılınca Batılılar, ideolojileri bilimsel kılıflara soktular ve ardından da “ideolojiler öldü” diyerek toplumları kandırmaya çalıştılar, büyük oranda da kandırdılar.
Rahmetli Cemil Meriç, bu konuda şunları söyler: “İdeolojilerin zevali nazariyesi, dünyamızdaki ilerleme hamlelerini durdurmak için başvurulan son hile belki de. Kimse toplum yapısını değişiştirmeye kalkmasın diye, babadan kalma tutucu ideoloji yepyeni bir hüviyetle sahneye çıkarılmaktadır. Filhakika kalabalıkların ideolojilerden soğuması, kurulu düzenin çok işine gelmektedir ve tevekküle götüren bir soğuma. Tenkit zihniyetini boğan bir ruh iklimi geliştirmektedir”. (Bkz. Kırk Ambar, c.2, s. 299-300). Goldsmith’in sözleri, bu gerçeğin itirafı mahiyetindedir. Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu söyleyen Batılı yalnız Goldsmith değil. Aklı başında olan her Batılı bunun farkındadır. Bunlardan biri de BM İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Jean Ziegler’dir. Ziegler, küresel ekonomik krizin bir ‘medeniyet krizi’ olduğunu söylüyor.
Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu, küresel kriz çıkmadan, yıllar önce de söyleyenler  vardı. Meselâ, Fransız filozof Rene Guenon, Batı medeniyetinin sürekli kriz doğurduğunu ve çökeceğini haber verenlerdendir. Geunon, “Çağdaş Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde şöyle diyor: “Bitecek olan bugünkü şekliyle Batı medeniyetidir. Batı medeniyetini dünyanın bütünü sayanlar, onun için kıyamet kopacakmış gibi telâşa düşüyorlar. Aslında bir devrin sonu bu, daha doğrusu kozmik bir devrenin. Mazide kavimler, ırklar, medeniyetler silinmiş tarih sahnesinden, silinecek de. Ne var ki, bu defaki kapsamlı, etkilerini bütün dünyaya hissettirecek bir değişiklik” (A.g.e., c.2, s. 443). Batı medeniyetin yıkılmasıyla, dünya yıkılmaz. Bir medeniyetin yıkılması, yeni bir medeniyetin müjdecisidir. İyi de, bu medeniyet hangi medeniyet olabilir?  Bu soruya cevap verebilmek için tekrar Goldsmith’in sözüne dönmek gerekir. Goldsmith’e göre, Batı medeniyetinin temeli, geçerliliğini yitirmiş ekonomik ideoloji değil miydi?  O halde yeni medeniyetin müjdecisi, bilimsel gerçeklere dayanan yeni bir ekonomi modeli olmalıdır. Bu da, ‘Milli Ekonomi Modeli’ adıyla ortaya konulan modeldir. Gerçekten krizden çıkmak, krizi fırsata dönüştürmek isteniliyorsa, tek çare ‘Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır. Gerisi,  bataklıkta debelenmektir.

EKONOMİK TERÖR ÖRGÜTLERİ:Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF… gibi uluslararası kuruluşları, ‘Ekonomik Terör Örgütleri’ olarak nitelendirenlerin sayıları her geçen gün artıyor. Diyeceksiniz ki, “bu kuruluşlarda çalışan binlerce eleman var.  Politikalarını savunan ve uygulayan hükümetler var. Peki, onları nasıl adlandıracağız?”. Söz konusu kuruluşlarda çalışmış bazı kişiler, itirafta bulunuyor ve yaptıkları işin, ‘Ekonomik Teröristlik’ veya ‘Ekonomik Tetikçilik’ olduğunu söylüyorlar. Ekonomik teröristlik kavramı, ülkemizde de tartışma konusu oldu. TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “yapacağımız çalışmalarla ekonomik terör ortamını önlemek istiyoruz” dedi. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bu eleştiriye, “ekonomik terörist değiliz” diyerek cevap verdi. Bu tartışma şunu gösteriyor: Demek ki, kimilerine göre, ekonomik terör örgütlerinin politikalarını uygulayanlar,  ekonomik terörist tanımına dahildir. Aslında, adam öldüren, suikast ve katliam yapan, şiddete başvurun teröristlerle, ekonomik teröristlerin yaptıkları arasında temelde ve amaçta bir farklılık yoktur. Dünyada, her gün 24 bin insanın açlıktan ölmesine sebep olan ekonomik teröristlerin, silâhla insan  öldüren teröristlerden  farkı var mı? Tek fark şudur: Birisi silâhla, diğeri aç bırakarak öldürüyor. Ama sonuç aynı. Her ikisi de öldürüyor.
Ekonomik terör örgütleri ve ekonomik teröristler,  yaptıklarını açıklık içerisinde gizliyorlar. Daha doğrusu, yardım yapma rolü oynuyorlar. Görünüşte, sahiden yardım da yapıyorlar. Ama karşılığında bazı politikalar dayatıyorlar. Meselâ, borçlanmaya ve dışa açılmaya dayalı ekonomi politikaları gibi. Bu politikaları benimseyen ülkelerin,  borçları ve bağımlılıkları artıyor. Birkaç örnek sunalım: Gana, 2002 yılında IMF ile anlaştı. IMF, bilinen politikalarını dayattı. Tarım ve sanayide devlet desteğini kaldır. Kamu harcamalarını kıs. Yatırım yapma. Gümrük duvarlarını yık, ithalatı kolaylaştır. Devlet kuruluşlarındaki memur ve işçi sayısını azalt. Özelleştirmeye devam et. Gana, denilenleri yaptı. Avrupa Birliği’nden gelen ithal mallar Gana’yı istilâ etti. Ganalı çiftçiler, ekemez, dikemez, biçemez duruma düştüler. Sözün özü, aç kaldılar. IMF, Zambia’ya da aynı oyunu oynadı. Zambia’ya yerel giyim sanayiyi korumaya yönelik gümrük vergilerini kaldırttı. Zambia, ucuz, kalitesiz tekstil ürünleriyle doldu taştı. Haliyle yerli firmalar üretimi terk etti. Peru’da da aynısı oldu. IMF, Peru’ya hububat üzerindeki gümrük vergilerini aşağı çektirdi. Tabii olarak, Peru çiftçisi, yılda 40 milyar dolarlık destek alan ABD çiftçisiyle rekabet edemedi. Peru borçlandırıldı, borcunu ödemek için bakır ve fosfat madenlerinin işletmesini yabancılara devretmek zorunda kaldı.
IMF ile anlaşan ve IMF programlarını uygulayan ülkelerin durumu hep böyle olur.  Bu inkâr edilemez gerçek ortada iken, birileri çıkıyor, “IMF ile anlaşmanın ülkemize güven ve güç getireceğini” söyleyebiliyor. Gerçeğin, bu kadar ters yüz edilmesi insanı şaşırtıyor. Halbuki güvenli ve güçlü hiçbir ülke IMF ile anlaşmaz, IMF programlarına asla iltifat etmez. Doug Henwood, bunu şöyle anlatıyor: “Birleşik Devletler, sıradan bir ülke olsa, yapısal ayarlamanın en birincil adayı olurdu. Kendi servetimizin çok ötesinde bir yaşam sürüyoruz, muazzam ve gittikçe daha da büyüyen dış borçlarımız var, devasa bir bütçe açığına sahibiz ve hükümetler bu konuda bir şeyler yapmaya en ufak bir ilgi göstermiyor. Birleşik Devletler eğer sıradan bir ülke olsaydı, IMF kapımızda belirir ve ekonomik durgunluk yaratmamızı, dış hesapları dengelememizi, daha az tüketmemizi, daha fazla yatırım ve tasarruf yapmamızı isterdi bizden. Ama Birleşik Devletler bildiğimiz Birleşik Devletler olduğundan böyle bir şey elbette ki gerçekleşmeyecek. O reçete bizim için değilse, başkaları için nasıl oluyor da o kadar şifa verici kabul ediliyor” (Bkz. Steve Hiatt, Küresel Kriz ve Büyük Resim, s. 36-37). Bir yabancının, bu itirafları karşısında duralım ve düşünelim. “IMF bağımlısı olmak, ayrılmayı göze alamamak, neyi ortaya koyuyor? Acaba, bu kişiler, farkında olmadan ekonomik teröristlik mi yapıyorlar? İşte, tartışılması gereken en temel sorunlarımızdan birisi de budur.  Bu ve bunun gibi birçok temel sorunun, temel çözümü ‘Milli Ekonomi Modeli’nde. Ama görecek göz gerek.

TUNALIM….  ( http://tunalim17btp.socialgo.com/home.html )

  • Share/Bookmark

LUME LIFE este înşelătoare

  Soţ Yunus, "proprietar de proprietate proprietar în cazul în care proprietarul de proprietate sau de proprietate se află o minciună, nu există unele bate joc de tine", cu cuplet, de fapt, ce lume se află într-o poziţie, o atitudine, cum este necesar pentru a conecta un foarte frumos mod de a ridicat …
Au fost exprimate, dar, din păcate, oamenii încă mai ştiu pentru a aduce de mirare, fraza este în loc de a continua să se deplaseze spre nas, ca în cazul în care nu au temporar o lume veşnică patrie pretend.

Kur’an-i Kerim, temporar lume de viaţă este descrisă după cum urmează: "ştiu că durata de viaţă a unui joc lume, divertisment, podoabă, tu proprii (ele) rodomontadă bunuri şi replicarea fiul este curse. (Acest) este la fel ca o ploaie; sfârşitul OT, la fel ca plantator, apoi se usucă, se va vedea luminoase de culoare galbenă, apoi devine murdărie. rigid o pedeapsă în continuare, şi iertarea lui Allah şi nu este de acord. hayatı lume, de mutare este o iluzie "(Hadid Suresi; 57/20)

Domnul nostru Sfânt, moartea si viata, oamenii au creat pentru a testa expresie este, după cum urmează: "Ceea ce incerci sa faci mai bine locul de muncă şi de viaţă la moarte a creat. Ea este de peste, a ierta" (proprietate Suresi, 67 / 2)

Violenţa în viaţa din lume test de judecată este în apropiere şi drag pentru a persoanei proprii de păr este cauzată de test lucruri. Cu toate acestea, aveţi posibilitatea să setaţi de echilibru este aici pentru a ne face un serios avertisment:
"Ştii că bogăţia şi copiii o răscoală (studiu) dir. El a venit la etajul El este o mare recompensa." (Enfal Suresi, 8 / 28)

Life echilibru şi propria lor lume, în timp ce pentru rataţi dacă nu este dor de măsură pentru a vedea cât de frumos yüce El a avertizat că suntem sclavi;
"O voi care cred, avere şi de aceea copiii, nu să reţină tine, amintirea lui Allah. Cine face aceasta, ei sunt ratati." (Münâfikun Suresi, 63 / 9)

Acestea au ajuns până în prezent, aproape toată lumea este un punct pe care de multe ori cădea în greşeală, să nu-l. În timpul unui comportament greşeală am făcut sau vor face în faţa unei neplăceri şi va siguranţă în inimile noastre pe care le-am făcut un sunet de această mişcare este greşit să ne urechile adeta inimile vor plânge …

Dar, o altă voce la voce chemare noi iertarea lui Dumnezeu, până la punctul în care înclinaţie este prea mare, greşit din nou, sau de a continua procesul în cazul în care acesta se pregăteşte să …
Că vocea aparţine diavolul este un sunet de avertizare din nou la Domnul nostru pentru a ne da de ştire;
"O oameni, teama de Allah este lume va’di viaţa reală şi care le sunt inseala înşelător (Satana) este de iertarea lui Dumnezeu prin credinţa în tine şi te insele" (Fâtır Suresi, 35 / 5)

Temporare şi iluzorie lume de viaţă, în ţara lui original şi veşnic în continuare, nu acasă, ştiind că nu ne place sunetul, dar in interior, (şi sufletul diavolului), din păcate, la fel ca un virus, cum ar fi un germene să se răspândească la constituţia noastră avem bolii, pacientul intră sub incidenţa este uşor fals.

Structura noastră de boală, spiritul nostru de a recupera de la dezechilibre neapărat structura de minte, suflet, monadă în toate, de la sfera au direcţionat către Domnul nostru, şi, pocăi şi să fie curate, pentru a ne permite să cult puterea nu avem nici o altă opţiune. Altfel, oamenii vor fi luate. Vesselam …

Tunalım…

  • Share/Bookmark

BİZ BALKAN TÜRKLERİYİZ..(DESPRE BALKAN Türk sunt ..)

BİZ

1354 yılından itibaren Osmanlı Türk İmparatorluğunun Trakya ve Balkanları fethetmesiyle birlikte Anadolu’dan rasgele değil yedi-göbek Türk aileler arasından özenle seçerek getirip, oraya yerleştirdiği

EVLÂD-I FATİHAN’ız…
Biz,
1877-1878’de doksan üç harbi de denilen, savaşta Plevne Müdafaası’nın ko-mutanı şanı büyük GAZİ OSMAN PAŞA’nın yolunda O’nun azim ve kararlılığında olduğumuzu defalarca ispat etmiş olan

BALKAN TURKLERİYİZ.
Biz,
1913’de, Anadolu’daki Millî Mücadele’den önce, Bulgar çetecilere karşı kurduğu millî kuvvetlere KUVA-YI MİLLÎYE ismini veren ve bu ifadeyi ilk defa kullanan Batı

TRAKYA TURKLERİYİZ.
Biz,
1913’de Anadolu’da yedi bin yıllık Türk tarihinde ilk muhtar Türk Cumhuriyeti olan BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ’ni kuran istiklâl aşığı kahraman Türk Cumhuriyetçilerinin torunlarıyız. Biz, 1914’de, Cihan harbinde batılı emperya-listlere karşı “Cihad-ı ekber” ilan edildiğinde on binlerce gencinin Bulgar hududunu geçerek Osmanlı Türk ordusunda gönüllü olarak görev aldığı

RODOP TÜRKLERİYİZ.
Biz,
19 Mayıs 1919’da M. KEMAL ATATÜRK’ün Samsun’a ayak basmasıyla baş-layıp, Türk egemenliğinin 24 Temmuz 1923’de Lozan’da bütün dünyaca kabul edilişine kadar geçen döneme adını veren Türk Kurtuluş Savaşı’nın, tümen ve daha üst derece komutanlarının yüzde yetmişinin doğum yerleri olmasıyla iftihar ettiğimiz

RUMELİ TÜRKLERİYİZ…
Biz,
1923’den sonra Büyük Atatürk’ün “Oraları özbeöz Türk toprağıdır, ileride Tür-kiye Cumhuriyeti’nin Tuna Vilâyeti olacaktır!” diyerek göçlerine ve mübadelelerine izin vermedigi

TUNA TÜRKLERİYİZ.
Biz,
1984’de Bulgaristan’daki komünist yönetimin Bulgarlaştırmak istemesi üzerine, her türlü hakkını savunmak üzere mücadele eden, dinini ve milliyetini terk etmeyen, Türk Dünyası’nın ayrılmaz parçası

Bulgaristan Türkleriyiz.

Nihayet Biz,
Anavatana gelip yerleştikten sonra, kimseden bir şey dilenmeyen, çalışkan, üretken, Türkiye’mizin tüm yasalarına sadakatla bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinden yana

TURK OGLU TURKLERİZ..                                                                               ”DESPRE BALKAN Türk sunt ..”                                                                     WE ,

Din anul 1354 a Imperiului Otoman turcă cucerit Europa de Sud-Est, Tracia şi Anatolia, de şapte nu aleatoriu selectate cu grijă de la buric la turcă de familie, şi sa stabilit acolo sunt

Iubit-am FATİHAN’ız …
Pe noi,
1877-harbi de asemenea, numit 1878′den nouăzeci şi trei, în războiul de la ko-Plevne Aparare Gazi Osman Pasa este o mare şansă de a mutagen (i) determinarea şi angajamentul său în modul în care ne-am dovedit în mod repetat

BALKAN TURKLERİYİZ.
Pe noi,
1913′de, National Struggle în Anatolia înainte, bulgari împotriva bandelor kurduğu dezvoltatorii de forţele naţionale, numele dat KUVAN-Yi Milli pentru prima dată, folosind această expresie şi de Vest

Tracia TURKLERİYİZ.
Pe noi,
Şapte mii de ani de istorie turcă Anadolu’da 1913′de Republica Turcă ca primul administrator de Vest Tracia turcă Republica Turcă a Republican erou amator de libertate sunt nepoţi. Noi, în anul 1914, Cihan război împotriva Vest emperya-list "Jihad-i Ekber" a fost declarat prin intermediul a zeci de mii de gene, în prezenţa a bulgară frontieră în turcă otomană armată ca voluntar pentru a lua parte

Rodop Türk sunt.
Pe noi,
19 mai 1919, M. Kemal Atatürk din Samsun, start-ştampilarea layıp, turcă suveranitate in Lausanne pe 24 iulie 1923′de acceptată de către toate lume până în ultima perioadă dea numele de turcă Independenta război, diviziunea şi mai mare nivel de comandanţii şi şaptezeci de procente din mândria de a fi locul de nastere al noi

RUMELİ Türk sunt …
Pe noi,
După Unite 1923′den Atatürk’ün "nu există în toate-turcă teritoriu, Republica Turcia pentru tonul Vilayet-Tip va fi pe viitor!" De asemenea, a permis de migraţie şi de schimb de vermedigi

TON sunt turcă.
Pe noi,
Bulgaria’s comunist Guvernul vrea să îi Bulgaria în 1984 cu privire la lupta pentru a-şi apăra dreptul de fiecare religie şi naţionalitate, care nu pleca, nu părăsesc turcă parte a lumii

Bulgaria sunt Turk.

În cele din urmă, am
După introducerea Anavatana venit, nu implor nimic de la nimeni, harnici, productiv, legea Türkiye’mizin cu adevărat toate conectat, democratic, laic şi sociale de stat de drept, deoarece

Turk fiul TURKLERİZ ..  Tunalım…

  • Share/Bookmark

Weblog

Toate drepturile rezervate Weblog.ro

Parerea ta conteaza

Echipa Weblog.ro e alaturi de tine! Da-ne un semn!

  • Vrei sa iti faci cont pe www.weblog.ro si intampini dificultati?

  • Ai intrebari legate de folosirea site-ului?

  • Doresti sa ne comunici comportamentele abuzive ale unor membri?

  • Vrei sa faci comentarii sau sa ne dai anumite sugestii?

P A R E R E A T A